Sınıfınızda sorun çıkaran çocuk mu var
kendi çocuğunuza :zor insanlarla bas etme tekniklerini öğretebilirsiniz
o yaramaza da PDR tarafından empati" calismasi
yaptırılmalı
21 Mayıs 2015 Perşembe
İNATÇI ÇOCUKLARLA BAŞ ETMENİN YOLLARI!
Çocuklarda inatlaşma
genellikle 2 yaşında başlıyor. İşte aileleri zorlayan bu sorun için inatçı
çocuklarla baş etmenin yolları…
yaşına doğru çocuğumuz
yürüme ve konuşmanın da başlamasıyla bebekliğindeki edilgen ve bağımlı
durumundan çıkar ve özerkleşmeye başlar. Bu dönemle sınırlarını keşfetmeye
başlayan çocuk neleri yapıp neleri yapamayacağını görmek ve adeta varlığını
kanıtlamak ister. Anne-baba ile inatlaşma da bu varoluş çabasının bir
parçasıdır aslında. Bu sağlıklı bir tepkidir ancak anne-baba çocuğa karşı
tutarsız yaklaşır, bazen aşırı ve gereksiz inatlaşmalara girerken bazen de
çocuğun inatlaştığı konudan karlı çıkmasını sağlıyorsa bu durum gitgide çocukta
bir alışkanlık haline dönüşebilir. Bu yaklaşım sonucunda çocuk inatlaşma ve
davranış problemleri ile isteklerini elde etmeyi öğrenmiş olur. Dolayısıyla
inatlaşma sadece 2 yaş civarında daha ileri yaşlara kadar devam eden kalıcı bir
duruma dönüşebilir.
İnatçı çocuklarla baş etmenin yolları
Ses tonu ve beden dili: Yüksek ses tonu ve öfkeli yüz ifadesi yerine sakin, kendine
güvenen bir ifadeyle isteklerinizi belirtin. Kolay değil biliyorum ama imkansız
da değil.
Tutarlı yaklaşım ve
kararlılık: İstediği şeyi neden
yapamayacağını basit bir dille ve sakince açıklayın. Açıklamalara rağmen
inatlaşmaya devam ederse tepki vermeyin, oyun çağı veya daha küçük çocuklarda
dikkatini dağıtacak başka yerlere yönlendirin. İnatlaşmaya devam edebilir ancak
siz ondan daha kararlı olun ve asla ‘hayır’ dediğiniz bir şeye sonradan ‘evet’
demeyin, aksi takdirde inatlaşma ve davranış problemlerinin kalıcı olmasını
sağlarsınız. Bu arada bu tutarlı tavır sadece sizde değil; eşiniz de, çocuğa
bakan kişi de ve ilgilenen herkeste olmalı .
Ne yapmaması gerektiği
değil, ne yapmasını istediğinizi söyleyin: Beynimiz çağrışımla çalışır, bir çocuğa ‘bağırma’ dediğinizde
aslında ona çağrıştırdığınız ilk şey kelimenin köküdür, yani ‘bağır.’
Çocuklarla kurduğumuz iletişimde onlara –me,-ma eki almış olumsuz kalıpları
söylemektense aynı ana fikre gelen olumlu kalıpları tercih edelim. Örneğin;
yüksek sesle konuşan çocuğunuza bağırma demek yerine ‘alçak sesle konuştuğun
zaman seni daha iyi anlıyorum’ demek ya da duvarları boyayan çocuğunuza boyama
demek yerine, ‘kağıdı boyayabilirsin’ demek gibi.
Her
gün kaliteli vakit: Onun sizin sevginize,
ona vakit ayırmanıza ihtiyacı var. Bunu bulamazsa daha hırçın ve inatçı bir
hale gelecektir. Her gün en az 45 dakika - 1 saat gibi bir süreyi çocuğunuza
ayırın. Çocuğunuz oyun çağında ise her akşam bir oyun
saati belirleyin ve bunu ona açıklayın. Oyun saatinizde onun istediği ve
keyif alabileceği, karşılıklı iletişim ve etkileşim gerektiren oyunlar oynayın.
Önemli olan bunu her akşam düzenli bir biçimde yapmak. Bunu yaptığınızda
çocuğunuza verdiğiniz mesaj şudur: “Seni seviyorum ve sana değer veriyorum, sen
bunu hak ediyorsun.” Bu mesajı alan çocuğunuzun kısa bir süre sonra hırçınlığı
azalacak, öz güveni artacak ve daha uyumlu hale gelecektir. Deneyin, kısa
sürede değişime inanamayacak ve pişman olmayacaksınız!
Alternatifler
sunun: Ona isteklerinizi direkt
olarak söylerseniz muhtemelen hayır cevabıyla ve dirençle karşılaşacaksınız.
Bunun yerine isteklerinizi ona alternatifli biçimde sunun, seçenekleri siz
belirleyin ama seçim ona kalsın. Örneğin, “Boyama yapmak ister misin?” yerine ,
“kırmızıyla mı yoksa maviyle mi boyayalım?” dediğinizde direnç riskinin daha
düşük olduğunu göreceksiniz.
Bu önerileri tutarlılık
ve kararlılıkla uygulamaya ilk başladığınızda, çocuğunuz inatlaşma şiddetini
arttırabilir, bu çok normaldir. Bu dönemde pes etmez ve sabırla devam ederseniz
kısa bir süre sonra inatlaşmaların azaldığını göreceksiniz.
Psikolog Özlem Tokgöz
Özsoylar
cambridge movers practice test
googleye cambridge movers
practice test yazın bir sürü test çıkacak..
Öğrencilerin
girecegi Cambridge sınavları çoğunlukla okul tarafından belirlenir.
Starters, Movers,Flyers genelde ilkokul 4.sınıfa kadar yapılan sınavlardır.
Öğrencinin temel düzeydeki bilgilerini ölçer.Okuma-anlama,yazma ve konuşma
becerilerini ölçmeyi amaçlar.Puanlama yoktur (geçti -kaldı ).Her bölüm 5
Arma ile derecelendirilir.Herhangi bir bölümde 2 ve daha az Arma varsa sınava
tekrar girmesini önerirler.
Ket
ve Pet bir üst grup sınavlardır. Çoğu özel okul 8.sinif sonunda Pet
sertifikasını almanızı hedefler.B1-2 seviyesinde olduğunuzu belgeler.Yani orta
ve üstü anlamına gelir. Bu sınavlarda geçme kalma durumu vardır. Yine okuma
anlama,yazma ve konuşma becerileri ölçülür.Yurtdısında liseye başlayabilmesi
için pet sertifikanızın olması avantajdır. (Üniversite için daha üst grup
sınavları geçmek gerekli)
Bu
sınavlara okulunuz toplu olarak ya da siz bireysel başvuru
yapabilirsiniz.
Starters,
Movers,
Flyers
Starters,
Movers,
Flyers
LEGOLAND® Discovery Centre İstanbul 12 Yetenekli Çocuk Arıyor
LEGOLAND® Discovery Centre
İstanbul
12 Yetenekli Çocuk Arıyor
LEGO® markasını
seviyorsan ve Master Builder olmak için gerekenlere sahip olduğunu
düşünüyorsan, LEGOLAND® Discovery Centre İstanbul seni bekliyor! 2015 yılı boyunca
Master Model Builder ile birlikte çalışacak 5-10 yaş aralığındaki 12 yetenekli
ve yaratıcı LEGO hayranı şanslı çocuktan biri sen olabilirsin.
Bu yaz
açılışı Forum İstanbul Alışveriş Merkezi’nde gerçekleşecek LEGOLAND Discovery
Centre İstanbul’da harika bir yıl geçirmek ve 2015 yılı boyunca Master Model
Builder ile birlikte çalışacak 12 yetenekli ve yaratıcı LEGO hayranından biri
olmak şimdi hiç de zor değil. Yaratıcı ekibin bir parçası olarak görev yapacak çocuklar, LEGOLAND Discovery Centre İstanbul’un çalışma alanlarına özel giriş izni alacaklar. Peki bu 12 şanslı çocuğun sorumlulukları ne olacak? LEGOLAND Discovery Centre İstanbul’da görev yapacak çocuklar, yeni modelleri etkinlikler için tasarlayayıp test edecekler ve yorumlarını arkadaşlarıyla paylaşabilecekler. Master Model Builder ile birlikte çalışacak çocukları bekleyen bir de müthiş bir fırsat var. Kız ve erkeklerden oluşan ve bir yıl boyunca bu eğlenceli görevi üstlenecek 12 çocuk 4D sinema’da gösterime girecek filmleri herkesten önce görebişlecekler ve oyun alanlarını yaşıtları adına ilk defa deneyimleyebilecekler. Bu iş aynı zamanda son derece prestijli. Eğer seçilen çocuklardan biri sen olursan yıllık üyelik hakkı kazanacaksın ve bir yıl boyunca ailenle birlikte LEGOLAND Discovery Centre İstanbul’a ücretsiz giriş imkanın olacak.Yıllık üyelik sahiplerine sunulan pek çok avantajdan yararlanacaksın. LEGO Mağazası’nda, cafe alanınde ve doğum günü parti odalarında özel indirim avantajın olacak. Ürün tanıtım lansmanlarında ve etkinliklerde VIP geçiş hakkın olacak ve özel tasarlanmış yaratıcı ekip tişörtünle son derece havalı görüneceksin.
12 Şanslı Çocuktan Bir Olmak İçin Nasıl Başvuru Yapmalı?
Yarışmaya katılmak için yapmanız gereken şey LEGOLAND Discovery Centre İstanbul’un resmi Facebook hesabı (https://www.facebook.com/LEGOLANDDiscoveryCenterIstanbul?fref=ts) adresinde 1 Haziran 2015 tarihine kadar başvurmak. Çocuklarınızın LEGO oyuncakları ile oynarken çektiğiniz videolarını öncelikle kendi Facebook, Youtube ya da Instagram hesaplarınızın herhangi biri üzerinden paylaştıktan sonra video linkini yorum olarak paylaşılan yarışma içeriğinin altına göndermeniz yeterli olacak. Daha sonra yorum olarak paylaşılan videolar arasında en fazla beğeni (like) alan ilk 25 videonun içinden jüri tarafından seçilecek ilk 12 video sahibinin çocuğu markanın elçisi olmak ile birlikte yarışma ödülünü de kazanacaklar. Kazanan talihli 5 Haziran tarihinde yine resmi Facebook sayfası üzerinden duyurulacak.
Haydi çocuklar ne duruyorsunuz? Heyecan başladı.
www.legolanddiscoverycentre.com/istanbul
www.facebook.com/legolanddiscoverycenteristanbul
yüzme havuzumuz açılmış
Hiç bu kadar mutlu olamazdım.. oğlumun okulunun yüzme havuzu açılmış...ama okulumuz da ayrıca dışarıdan bir takım spor salonunda çalışma yapıyırmuş... Özel okullarda da oluyor bu iş.. yani çocuğu özel okula verdim 2 dil öğrenecek hem yüzecek hem basket yapacak hem bir enstrüman çalacak...yalan ...yok böyle bişey... varsa öyle okul söyleyin bana ...ne zormuş arkadaş çocuğunu bir spor dalında yetiştirebilmek bu memleketde...
4 Mart 2015 Çarşamba
ÇOCUKLARA MEKTUP......
AA
19 Mart 2007, Pazartesi 16:01
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), internet sitesinde Prof. Dr. Ferhunde Öktem'in çocuk ve ebeveynlere sihir konulu diziler ve haber bültenlerinin etkilerine ilişkin uyarılarda bulunduğu mektuplarına yer verdi.
işte o mektup:
Sevgili Yavrum,
Dün akşam babanın kucağında televizyonda haberleri izlerken yaşadıkların konusunda senden özür dilemek için bunları yazıyorum. Dayın ve ben küçükken, anneannen ve deden radyodan büyük bir merakla, o zamanki adı ile “ajans”ı, haber bültenlerini dinlerlerdi, hiç kaçırmazlardı. Çünkü, radyomuz bizim dış dünyayı anlamamıza, yaşamı algılamamıza yardımcı olurdu. Uzakları yakın eder, bilinmezi bilinir kılardı. Duyduğumuz haberlere göre yolumuzu belirler, biliyor olmaktan güven duyardık. Bu yüzden haberlerin saatlerine çok saygı duyardık, sessizleşir ve radyoya yaklaşırdık. Bazı haberleri anlamazdık kuşkusuz. Ama anne ve babalarımızın gösterdiği önem ve saygı bizim de aynı duyguları duyumsamamıza neden olurdu..
Bu önemsenen yaşantıyı en sevdiklerimizle paylaşıyor olmak değişik bir gurur duymamıza da yol açardı. Hala haberlere kıyamayışımın nedeni bundandır. “Kumanda elinizde, izlemeyin.” diyenlerle uğraşmam doğru haber alma hakkımıza olan inancımdandır.
Televizyon yaşantımıza girdiği zaman haberler yine önemliydi. Önceleri tek kanal olan televizyonlarımız pek çok kanala kavuştu... Pek çok evde babalar haberleri en az 3-4 haber kanalından izlemek gibi bir alışkanlık edindiler. Başlangıçta bu tutum evin erkeğinin tembelliğine bağlandı. Oysa şimdi daha doğru yoruma ulaşmak için yapılması gereken bir etkinlik olarak görülmekte. Çünkü pek çok kanal için haberin doğru ve tarafsız verilmesi değil, kendi düşüncesine hizmet etmesi önem kazandı. Geçtiğimiz günlerde bazı kanalların aynı tarihteki anahaber saatindeki sunularını alıp yazıya döktüm. Bunları isimsiz bir şekilde asistan ve bilim uzmanı öğrencilerime verdim. Neredeyse hiç hatasız bir biçimde hangi kanalın haberleri olduğu tahmin edildi. Haberlerin ne denli yanlı verilebileceğini görmek beni çok üzdü. Çünkü yanlı bilgi, bizi kendi beklentileri doğrultusunda yönlendirmek demektir. Çünkü böyle bir tutum haber hazırlayanların, yaptıkları işin felsefesine ve saygınlığına inanmadıklarının bir göstergesi demektir.
Canım Yavrum,
Çocukların yer aldığı bütün görüntü ve haberlerin çok daha dikkat çektiğini farkeden bazı kanal yönetcilerinin sizleri kullanıyor olmaları onlara karşı olan saygımızda büyük azalmalara yol açmaktadır. Sizin yoksulluk ve olumsuzluklar içindeki arkadaşlarınızı, o durumlarda korumasız bir biçimde görmenin nasıl örseleyeceğini b iliyorum. Bazı büyükler bu tür görüntülerin sizler tarafından izlenmesi gerektiğini, böylelikle yaşamı daha gerçekçi tanıyabileceğinizi savunmaktadır. Buna katılmam pek çok yönden olanaksızdır. Çünkü. bunları siz değil, büyükler görmelidir, sizin izlemediğiniz saatlerde yayınlanmalıdır... Çünkü çözümü onlar getirmek zorundadır. İnsanları umarsızlıktan kurtaran en önemli yol, çözüme yönelik bir şeyler yapması ya da yapabilecek yetkinlikte olmalarıdır. Oysa siz henüz bu yetkinlikte değilsiniz. Ve bunları tekrar tekrar izlediğinizde güçlü görmek isteyeceğiniz büyüklerinize olan güveninizi de yitirebilmektesinİz. Bu tür haberler, sızlanacak, duygu sömürüsü yapacak biçimde değil, sahip çıkacak, çözüm arayacak biçimde verilmelidir.
Sevgili Çocuğum,
Bu hafta sonu babanla televizyon kanallarının haberlerini yazıp içeriklerine göre de değerlendirdik. Sonuç bizi bile şaşırttı: Değerlendirdiğimiz 6 kanalın tüm haberleri içinde sadece 1 tek iyi haber olduğunu gördük. Ah Sevgili Yavrum. Dünya televizyonlarda sunulduğu kadar kötü bir yer değildir. Çok güzel insanlar, çok saygılı sıcacık ilişkiler, çok yaratıcı ve sağlıklı çözümler, gelişmeler vardır. Şaşıracaksın belki ama aslında bunlar çoğunluktadır. Ama televizyonlarda gösterilmemektedir. Sürekli olumsuz haberler izlemek insanlarda umarsızlık, duyarsızlık, çökkünlük duyguları yaratmaktadır. Toplumun giderek bu özellikleri kazandığını görmek benim gibi pek çok büyüğünü üzmektedir.
Çocukların küçükken anne ve babalarını örnek alıp, onlara benzeme çabaları bizleri çok keyiflendirir biliyorsun. Büyüdükçe özdeşimin başkalarına kaydığını farketmek gelişiminin varlığını görmek açısından keyif, tahtımızın sallandığını hatırlatması açısından burukluk yaratır. Televizyon kahramanları da önemli özdeşim kaynaklarıdır. Haberlerin, özdeşim olgusuna sağlıklı doyum sağlayacak örneklerden yoksun olduğu görülmektedir. Tam tersi olumsuz örnek oluşturacak kişiler ve durumlar sunulmaktadır (Karne notu değiştirenler, dama çıkanlar, kavga çıkararak dikkat çekenler, emek vermeden kazananlar gibi). Sizin kadar, belki de sizden bile çok erişkinler de televizyon kahramanları ile özdeşim yapabilmektedirler. Geçtiğimiz günlerde ölen bir dizi kahramanı adına cenaze namazı kılınıp, hutbe okutulması, gazetelere ölüm ilanlarının verilmesi hepimizi çok şaşırtmış ve üzmüştü. Son zamanlarda bazı kanalların haberlerinde dizi kahramanlarının, yani sanal kahramanların oyun içindeki kişiliklerinin üzerinden haber yapıldığı görülmektedir.
Bu durum çocuklar ve gençler için son derece zararlıdır... Bazı kanallar, haberleri ileri boyutlarda magazinleştirerek ya da ağırlıklı olarak magazin haberlerini vermektedir. Kitle iletişim araçlarının toplumu biçimlendirme özellikleri olduğu çok açıktır. Bunları izleyen gençler ve erişkinler “haber” alma haklarını sadece magazin haberleri ile gerçekleştirdikleri takdirde dünyaya bakışları kısır, yanlı ve yüzeysel olacaktır.
Sevgili Yavrum,
Babanın öğretmenine “Çocuğumun sanat derslerini hiç ihmal etmeyin.” demesinden ne denli mutlu olduğumu seninle paylaşmıştım. Akılcı ve duyarlı bir biçimde işlenen sanat dersleri, eşduyum yeteneğinizi, soyutlama ve üst düzey düşünme becerilerimizi geliştirir. Oysa, haber saatlerinde sanat ve bilimle ilgili haberler neredeyse yok gibidir. Sağlık ve bilimle ilgiliymiş gibi görünen haberler ise yeterince akılcı ve doğru biçimde ele alınmamaktadır. Sağlık haberleri verilirken, haberin doğruluğu kontrol edilmeden, sonuçlarının nerelere varacağı düşünülmediğinden, nasıl olumsuz sonuçlarla karşılaşıldı bilemezsin. Hala haberlerin doğru ve dürüst bir biçimde verildiğine olan inanç, ülke koşulları ile de birleşince insanların tedavileri yarım kaldı, gözboyayan kişiler yüceltilerek sahte tedavi yöntemleri sunuldu. Onlar paralar kazandılar ama insanlar zaman mal varlıkları ve en önemlisi sağlıklarını yitirdiler.
Ailecek yapmaktan ve izlemekten en çok hoşlandığımız şeylerden biri spor biliyorsun. Sana belli etmesem de seni spor çalışmalarına katılmaya, gösterilerini izlemeye gönderirken çok korkar oldum. Spor haberlerinin televizyonlarda bile verilişleri şiddet ve ayrımcılığı körükleyici biçimdedir. Olumlu, saygılı, paylaşımcı, geliştirici spor etkinliklerinin sunumu sessizce diğer haberlerin arasına sıkışıp kalmakta, kaybolmaktadır. Sevgili çocuğum, güzel şeylere hakettikleri coşkuyu kazandırmak zor birşey değildir. Program yapanların farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaları, daha çok emek vermeleri, yaptıkları işe daha çok saygı duymaları bu işi çok kısa sürede çözümleyebilecektir.
Sevgili Çocuğum,
Özellikle gelişim döneminde olan sizler için, aldığınız bilgilerin size yeni ufuklar açması, sizi düşünmeye, araştırmaya ve paylaşıma yönlendirmesi istenir. Korkutucu, güveninizi yitirtici, umarsızlığa iten bilgi ve görüntülerden çocukların korunması gerekir. Bunun önemini bilen ülkelerin büyükleri çocuklarını bu zararlı etkilerden korumak için koşullar oluşturmuştur. Çocukları korumak adına korumalı saatler ve yayın kuralları vardır. Bizim sevgili ülkemizde henüz bunun önemi tam anlaşılmadığı için senin arkadaşların zamanlarının büyük bir kısmını edilgen bir biçimde televizyon karşısında geçirmekte ve zararlı içerikleri adeta içerek benimsemektedir. Yayın kurallarının belirlenip, düzenlenmesi için yeterli bilinç ve emek ne yazık ki henüz oluşmamıştır.
Çocukların haberleri algılayış biçimleri üzerinde yapılan bir çalışma( (Nurdoğan Rigel. Haber. Çocuk ve Şiddet), nasıl bir yolda olduğumuzu çarpıcı bir biçimde göstermektedir. Bu çalışmanın yapıldığı tarihlerde haberlerin verilişinin daha iyi düzeylerde olduğunu gözönüne alırsak durumun daha da sorunlu olduğunu anlayabiliriz. Bu çalışmada 5-7 yaşındaki çocuklara “Haber denince aklınıza ne geliyor?” diye sorulmuş. Çocukların %39’u savaş, ölüm, kavga, kaza gibi olumsuzluk içeren yanıtlar vermiş. %46’ı yansız, programa yönelik isim ve görüş aktarmışlar. Haberlere ilişkin olumlu tanımlamada bulunan çocuk oranı sadece %4 bulunmuş. “Haberlerden alınan güzel ileti nedir?” sorusuna çocukların %21’i “güzel ileti yok” derken, %6’sı kaza ve kavgayı seçmiş, sadece %6’sı “barış” yanıtını vermiştir. Keşke çoğu barış ve sevgi diyebilseydi.
Çocukların haberlerde suçlu olarak gösterilmesi aslında bizim ayıbımızdır."Tinerci çocuk'', "kapkaççı çocuk'' diye etiketlendirdiğimiz çocuklarla görüşmeler yaparken de, fotoğraflarını çekerken de haklarını ihlal ediyor, onlara zarar veriyoruz. Şiddet görmüş ya da istismara uğramış çocuğun dünyasını, "nasıl oldu anlat'' diyerek bir kez daha karartıyoruz. Görülmemesi istenen görüntülerin gizlenmesi ve mozaiklenmesinin amaca uygun biçimde yapılmadığı senin de dikkatini çekmektedir. Çoğu zaman kasıtlı olduğu izlenimi yaratan kaymalar kaçınılması gereken görüntüyü daha dikkat çekici kılmaktadır.
Bazı haber sunucuları keşke senin bu yaşta yapabildiğin eleştirileri duyabilseler.. O zaman daha yalın, daha inandırıcı, daha tarafsız ve saygılı olurlar. Konuklarını kendi üstünlüklerini kanıtlayıcı birer araç olarak görmekten vazgeçerler.
Sevgili Çocuğum,
İşini çok daha saygılı ve özenli yapan haber kanalları var kuşkusuz. Biliyorsun biz de onları seçiyoruz. Ancak bizler doğruyu seçebilmek için çok uğraşıyoruz, emek veriyoruz. Aldığımız eğitim ve görevimiz bize bu yolda yardımcı oluyor. Bu emeği veremeyen ya da olumsuzlukların farkında olmayan aileler ve çocuklar için de çaba göstermek zorundayız. Kanallarından stadlarına, otobüslerinden okullarına kadar saygı, sevgi, hoşgörü ve hakçalığın olduğu bir yaşam hepimizin hakkı, bunu sağlamak ise hepimizin sorumluluğudur.
Sevgili Yavrum,
Bu mektubu sana yazdım ama vermekten vazgeçtim. Okuduğum zaman ortaya çıkan tablodan çok utandım. Sana ve arkadaşlarına böyle bir ortam sunmaktan ötürü özür dilerim. Bunları seninle şimdi paylaşıp, umarsız ve çökkün, büyüklerine karşı güvensiz olmanı istemiyorum. Bu mektubu saklayacağım. Koşulları düzeltmek için daha çok çalışacağım. Sahip çıkıp emek verildiğinde, duyarlı ve çaba gösteren erişkinler olduğumuzda, pek çok şeyi değiştirebildiğimizi gördüğümde, sizlerin güvenini yeniden hakettiğimizde birlikte okuyacağız. Ve birbirimizle gurur duyacağız.
Çocuklarına bunları söyleyen ve söylemek isteyen büyükler adına,
Ferhunde Öktem
Klinik Psikolog Prof. Dr. /Hacettepe Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD.
Dün akşam babanın kucağında televizyonda haberleri izlerken yaşadıkların konusunda senden özür dilemek için bunları yazıyorum. Dayın ve ben küçükken, anneannen ve deden radyodan büyük bir merakla, o zamanki adı ile “ajans”ı, haber bültenlerini dinlerlerdi, hiç kaçırmazlardı. Çünkü, radyomuz bizim dış dünyayı anlamamıza, yaşamı algılamamıza yardımcı olurdu. Uzakları yakın eder, bilinmezi bilinir kılardı. Duyduğumuz haberlere göre yolumuzu belirler, biliyor olmaktan güven duyardık. Bu yüzden haberlerin saatlerine çok saygı duyardık, sessizleşir ve radyoya yaklaşırdık. Bazı haberleri anlamazdık kuşkusuz. Ama anne ve babalarımızın gösterdiği önem ve saygı bizim de aynı duyguları duyumsamamıza neden olurdu..
Bu önemsenen yaşantıyı en sevdiklerimizle paylaşıyor olmak değişik bir gurur duymamıza da yol açardı. Hala haberlere kıyamayışımın nedeni bundandır. “Kumanda elinizde, izlemeyin.” diyenlerle uğraşmam doğru haber alma hakkımıza olan inancımdandır.
Televizyon yaşantımıza girdiği zaman haberler yine önemliydi. Önceleri tek kanal olan televizyonlarımız pek çok kanala kavuştu... Pek çok evde babalar haberleri en az 3-4 haber kanalından izlemek gibi bir alışkanlık edindiler. Başlangıçta bu tutum evin erkeğinin tembelliğine bağlandı. Oysa şimdi daha doğru yoruma ulaşmak için yapılması gereken bir etkinlik olarak görülmekte. Çünkü pek çok kanal için haberin doğru ve tarafsız verilmesi değil, kendi düşüncesine hizmet etmesi önem kazandı. Geçtiğimiz günlerde bazı kanalların aynı tarihteki anahaber saatindeki sunularını alıp yazıya döktüm. Bunları isimsiz bir şekilde asistan ve bilim uzmanı öğrencilerime verdim. Neredeyse hiç hatasız bir biçimde hangi kanalın haberleri olduğu tahmin edildi. Haberlerin ne denli yanlı verilebileceğini görmek beni çok üzdü. Çünkü yanlı bilgi, bizi kendi beklentileri doğrultusunda yönlendirmek demektir. Çünkü böyle bir tutum haber hazırlayanların, yaptıkları işin felsefesine ve saygınlığına inanmadıklarının bir göstergesi demektir.
Canım Yavrum,Çocukların yer aldığı bütün görüntü ve haberlerin çok daha dikkat çektiğini farkeden bazı kanal yönetcilerinin sizleri kullanıyor olmaları onlara karşı olan saygımızda büyük azalmalara yol açmaktadır. Sizin yoksulluk ve olumsuzluklar içindeki arkadaşlarınızı, o durumlarda korumasız bir biçimde görmenin nasıl örseleyeceğini b iliyorum. Bazı büyükler bu tür görüntülerin sizler tarafından izlenmesi gerektiğini, böylelikle yaşamı daha gerçekçi tanıyabileceğinizi savunmaktadır. Buna katılmam pek çok yönden olanaksızdır. Çünkü. bunları siz değil, büyükler görmelidir, sizin izlemediğiniz saatlerde yayınlanmalıdır... Çünkü çözümü onlar getirmek zorundadır. İnsanları umarsızlıktan kurtaran en önemli yol, çözüme yönelik bir şeyler yapması ya da yapabilecek yetkinlikte olmalarıdır. Oysa siz henüz bu yetkinlikte değilsiniz. Ve bunları tekrar tekrar izlediğinizde güçlü görmek isteyeceğiniz büyüklerinize olan güveninizi de yitirebilmektesinİz. Bu tür haberler, sızlanacak, duygu sömürüsü yapacak biçimde değil, sahip çıkacak, çözüm arayacak biçimde verilmelidir.
Sevgili Çocuğum,
Bu hafta sonu babanla televizyon kanallarının haberlerini yazıp içeriklerine göre de değerlendirdik. Sonuç bizi bile şaşırttı: Değerlendirdiğimiz 6 kanalın tüm haberleri içinde sadece 1 tek iyi haber olduğunu gördük. Ah Sevgili Yavrum. Dünya televizyonlarda sunulduğu kadar kötü bir yer değildir. Çok güzel insanlar, çok saygılı sıcacık ilişkiler, çok yaratıcı ve sağlıklı çözümler, gelişmeler vardır. Şaşıracaksın belki ama aslında bunlar çoğunluktadır. Ama televizyonlarda gösterilmemektedir. Sürekli olumsuz haberler izlemek insanlarda umarsızlık, duyarsızlık, çökkünlük duyguları yaratmaktadır. Toplumun giderek bu özellikleri kazandığını görmek benim gibi pek çok büyüğünü üzmektedir.
Çocukların küçükken anne ve babalarını örnek alıp, onlara benzeme çabaları bizleri çok keyiflendirir biliyorsun. Büyüdükçe özdeşimin başkalarına kaydığını farketmek gelişiminin varlığını görmek açısından keyif, tahtımızın sallandığını hatırlatması açısından burukluk yaratır. Televizyon kahramanları da önemli özdeşim kaynaklarıdır. Haberlerin, özdeşim olgusuna sağlıklı doyum sağlayacak örneklerden yoksun olduğu görülmektedir. Tam tersi olumsuz örnek oluşturacak kişiler ve durumlar sunulmaktadır (Karne notu değiştirenler, dama çıkanlar, kavga çıkararak dikkat çekenler, emek vermeden kazananlar gibi). Sizin kadar, belki de sizden bile çok erişkinler de televizyon kahramanları ile özdeşim yapabilmektedirler. Geçtiğimiz günlerde ölen bir dizi kahramanı adına cenaze namazı kılınıp, hutbe okutulması, gazetelere ölüm ilanlarının verilmesi hepimizi çok şaşırtmış ve üzmüştü. Son zamanlarda bazı kanalların haberlerinde dizi kahramanlarının, yani sanal kahramanların oyun içindeki kişiliklerinin üzerinden haber yapıldığı görülmektedir.
Bu durum çocuklar ve gençler için son derece zararlıdır... Bazı kanallar, haberleri ileri boyutlarda magazinleştirerek ya da ağırlıklı olarak magazin haberlerini vermektedir. Kitle iletişim araçlarının toplumu biçimlendirme özellikleri olduğu çok açıktır. Bunları izleyen gençler ve erişkinler “haber” alma haklarını sadece magazin haberleri ile gerçekleştirdikleri takdirde dünyaya bakışları kısır, yanlı ve yüzeysel olacaktır.
Sevgili Yavrum,Babanın öğretmenine “Çocuğumun sanat derslerini hiç ihmal etmeyin.” demesinden ne denli mutlu olduğumu seninle paylaşmıştım. Akılcı ve duyarlı bir biçimde işlenen sanat dersleri, eşduyum yeteneğinizi, soyutlama ve üst düzey düşünme becerilerimizi geliştirir. Oysa, haber saatlerinde sanat ve bilimle ilgili haberler neredeyse yok gibidir. Sağlık ve bilimle ilgiliymiş gibi görünen haberler ise yeterince akılcı ve doğru biçimde ele alınmamaktadır. Sağlık haberleri verilirken, haberin doğruluğu kontrol edilmeden, sonuçlarının nerelere varacağı düşünülmediğinden, nasıl olumsuz sonuçlarla karşılaşıldı bilemezsin. Hala haberlerin doğru ve dürüst bir biçimde verildiğine olan inanç, ülke koşulları ile de birleşince insanların tedavileri yarım kaldı, gözboyayan kişiler yüceltilerek sahte tedavi yöntemleri sunuldu. Onlar paralar kazandılar ama insanlar zaman mal varlıkları ve en önemlisi sağlıklarını yitirdiler.
Ailecek yapmaktan ve izlemekten en çok hoşlandığımız şeylerden biri spor biliyorsun. Sana belli etmesem de seni spor çalışmalarına katılmaya, gösterilerini izlemeye gönderirken çok korkar oldum. Spor haberlerinin televizyonlarda bile verilişleri şiddet ve ayrımcılığı körükleyici biçimdedir. Olumlu, saygılı, paylaşımcı, geliştirici spor etkinliklerinin sunumu sessizce diğer haberlerin arasına sıkışıp kalmakta, kaybolmaktadır. Sevgili çocuğum, güzel şeylere hakettikleri coşkuyu kazandırmak zor birşey değildir. Program yapanların farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaları, daha çok emek vermeleri, yaptıkları işe daha çok saygı duymaları bu işi çok kısa sürede çözümleyebilecektir.
Sevgili Çocuğum,
Özellikle gelişim döneminde olan sizler için, aldığınız bilgilerin size yeni ufuklar açması, sizi düşünmeye, araştırmaya ve paylaşıma yönlendirmesi istenir. Korkutucu, güveninizi yitirtici, umarsızlığa iten bilgi ve görüntülerden çocukların korunması gerekir. Bunun önemini bilen ülkelerin büyükleri çocuklarını bu zararlı etkilerden korumak için koşullar oluşturmuştur. Çocukları korumak adına korumalı saatler ve yayın kuralları vardır. Bizim sevgili ülkemizde henüz bunun önemi tam anlaşılmadığı için senin arkadaşların zamanlarının büyük bir kısmını edilgen bir biçimde televizyon karşısında geçirmekte ve zararlı içerikleri adeta içerek benimsemektedir. Yayın kurallarının belirlenip, düzenlenmesi için yeterli bilinç ve emek ne yazık ki henüz oluşmamıştır.
Çocukların haberleri algılayış biçimleri üzerinde yapılan bir çalışma( (Nurdoğan Rigel. Haber. Çocuk ve Şiddet), nasıl bir yolda olduğumuzu çarpıcı bir biçimde göstermektedir. Bu çalışmanın yapıldığı tarihlerde haberlerin verilişinin daha iyi düzeylerde olduğunu gözönüne alırsak durumun daha da sorunlu olduğunu anlayabiliriz. Bu çalışmada 5-7 yaşındaki çocuklara “Haber denince aklınıza ne geliyor?” diye sorulmuş. Çocukların %39’u savaş, ölüm, kavga, kaza gibi olumsuzluk içeren yanıtlar vermiş. %46’ı yansız, programa yönelik isim ve görüş aktarmışlar. Haberlere ilişkin olumlu tanımlamada bulunan çocuk oranı sadece %4 bulunmuş. “Haberlerden alınan güzel ileti nedir?” sorusuna çocukların %21’i “güzel ileti yok” derken, %6’sı kaza ve kavgayı seçmiş, sadece %6’sı “barış” yanıtını vermiştir. Keşke çoğu barış ve sevgi diyebilseydi.
Çocukların haberlerde suçlu olarak gösterilmesi aslında bizim ayıbımızdır."Tinerci çocuk'', "kapkaççı çocuk'' diye etiketlendirdiğimiz çocuklarla görüşmeler yaparken de, fotoğraflarını çekerken de haklarını ihlal ediyor, onlara zarar veriyoruz. Şiddet görmüş ya da istismara uğramış çocuğun dünyasını, "nasıl oldu anlat'' diyerek bir kez daha karartıyoruz. Görülmemesi istenen görüntülerin gizlenmesi ve mozaiklenmesinin amaca uygun biçimde yapılmadığı senin de dikkatini çekmektedir. Çoğu zaman kasıtlı olduğu izlenimi yaratan kaymalar kaçınılması gereken görüntüyü daha dikkat çekici kılmaktadır.
Bazı haber sunucuları keşke senin bu yaşta yapabildiğin eleştirileri duyabilseler.. O zaman daha yalın, daha inandırıcı, daha tarafsız ve saygılı olurlar. Konuklarını kendi üstünlüklerini kanıtlayıcı birer araç olarak görmekten vazgeçerler.
Sevgili Çocuğum,İşini çok daha saygılı ve özenli yapan haber kanalları var kuşkusuz. Biliyorsun biz de onları seçiyoruz. Ancak bizler doğruyu seçebilmek için çok uğraşıyoruz, emek veriyoruz. Aldığımız eğitim ve görevimiz bize bu yolda yardımcı oluyor. Bu emeği veremeyen ya da olumsuzlukların farkında olmayan aileler ve çocuklar için de çaba göstermek zorundayız. Kanallarından stadlarına, otobüslerinden okullarına kadar saygı, sevgi, hoşgörü ve hakçalığın olduğu bir yaşam hepimizin hakkı, bunu sağlamak ise hepimizin sorumluluğudur.
Sevgili Yavrum,
Bu mektubu sana yazdım ama vermekten vazgeçtim. Okuduğum zaman ortaya çıkan tablodan çok utandım. Sana ve arkadaşlarına böyle bir ortam sunmaktan ötürü özür dilerim. Bunları seninle şimdi paylaşıp, umarsız ve çökkün, büyüklerine karşı güvensiz olmanı istemiyorum. Bu mektubu saklayacağım. Koşulları düzeltmek için daha çok çalışacağım. Sahip çıkıp emek verildiğinde, duyarlı ve çaba gösteren erişkinler olduğumuzda, pek çok şeyi değiştirebildiğimizi gördüğümde, sizlerin güvenini yeniden hakettiğimizde birlikte okuyacağız. Ve birbirimizle gurur duyacağız.
Çocuklarına bunları söyleyen ve söylemek isteyen büyükler adına,
Ferhunde Öktem
Klinik Psikolog Prof. Dr. /Hacettepe Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD.
teşekkürler
http://fasulyeningunlugu.blogspot.com.tr/2009/01/prof-dr-ferhunde-ktemden-ocuklara.html
3 Mart 2015 Salı
saç saç saç.....

Kızmın saç diplerinde ara ara yoğun kepeklenme vardı . Doktorumuz SALICADE önerdi.İlk başta almak istemedim ardıç katranı varmış içinde yoğun olur göz yakar diye.. Başka bir doktor daha tavsiye edince aldık ve dün yıkadım. Bu babamızın daha önce aldığı Çam yağına benziyordu kokusu..Not:bu çam yağı kelliğe çare değil yanlış reklam diye toplatılmış....Farmasi ninde sarımsaklı şampuanı var ama sarımsak kokmuyor...ve sorun çözüldü:...
şu an fermasi herbal line şampuan ve nemlendiren maske kullanıyorum kızıma
sanırım kızımın cildi bayaa kuru
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
