Yeni Hayat

Yeni Hayat
Psikolog Uğur Demirbaş ve Uzman Kadrosu

Artı Başarı

Artı Başarı
Artı Başarı

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Bloğa sayaç ekleme

En son bloğumuz  763478 tık daydı.. sanırım 100000 olunca kafası bozuldu. yeni sayacımız sayac.com  dan ..

11 Haziran 2015 Perşembe

(4+4+4)-4 :) mezun oluyoruz


İlk 4 ümüz bitti...Sağlıkla huzurla ...Emeği geçen bütünnnn öğretmenlerimize çokkk teşekkür ederiz...


9 Haziran 2015 Salı

Yemek yeme sıklığı ne olmalıdır ??

Merhaba Bulent Bey ve arkadaslar,

"Gercekten 3 ogun yemek sart mi?" diye sormussunuz. Yemek yeme miktari ve sıklıgı konusu, benim de bir suredir kisisel ilgi alanima girmektedir. Bu konuda bir cok arastirma ve kitap okudum. Musadenizle bildiklerimi grup arkadaslarimla paylasmak isterim.

Yemek yemek; vucudumuza enerji saglamak ve bizi hayatta tutmak icin "sart"tir. Bunun olcusu de, bir cok seyin cevabinin vucudumuzda oldugu gibi, vucudumuzda gizlidir. Yemek ihtiyaci, her insanin kendi yumrugu kadardir. Bu durumda, saglikli bir insanin yeme ihtiyaci tahminen 300-400 gr'i gecemez. Daha fazla enerji sarfedenler veya bebek bekleme veya ergenlik gibi enerjiye ihtiyaci olanlar, daha fazla yemek yiyebilir. Gene bu; ihtiyac nedeniyle oldugundan "sart" cercevesinde, yani kabul edilebilir bir seydir.

Bunun disinda yemek; bu orani astigi zaman "sart" olmaktan cikar; vuumuzun ihtiyacindan fazlasini yemek, bir zevk unsuru, belki sosyal bir durum veya israf kapsamina girer. Gunde 2 ogunden fazla yemek de, bu cercevede vucudumuza ihtiyacindan fazlasini vermek, onu gereginden fazla calistirip yormak demektir. Eski kulturlerde yemek, sizin de bahsettiginiz gibi ogleden biraz sonra ve aksam karanliginda olmak uzere 2 ogun seklinde duzenlenmisti. Guzel Turkcemizde "kahvalti" sozcugu, sizin de belirttiginiz gibi kahveye altlik olarak ufak bir-iki seyin yenmesi anlamina gelmekteydi. Ayni sekide Ingilizce'deki "breakfast" da fast'in yani oruc'un bozulmasi anlamina gelmekte, uzun suren aclik sonrasi yenen lokmaya isaret etmekteydi. Gunumuzde hem kahvalti, hem de breakfast, basli basina bir ogun anlamina gelse de goruldugu uzere ilk kullanislari farkli sekildeydi.

Gunumuzde bir cok kavram ve degerin degisiklige ugramasi gibi, yemek yemege verilen onem de degisiyor; onu bir ihtiyac, bir "sart"tan ziyade bir hayat felsefesi, bazen kendi basina bir anlam haline getiriyor. Oysa ki gunumuzde bir cok arastirmacinin da artik kabul edecegi uzere cok yemek fayda degil zarar getirir. Hatta su siralara cok populer olan "azar azar ama sık sık yemek" de faydadan cok zarar getirir. Cunku bir ogun, ancak ve ancak tam manasiyla sindirildikten sonra ikinci ogune gecilmelidir. Tam olarak sindirimden kasit; besinlerin sadece mideden cikmasi degil, bagirsaklarda islenip sindirilmesi, hatta artiklarin vucuttan atilmasi olduguna gore bir ogunden sonra beklenmesi gereken sure 5-6 saattir. Uykuyu da isin icine eklerseniz 24 saatlik bir zaman diliminde bu da ancak 2 ogune tekabul eder.

Konu ile ilgili olarak, faydali buldugum bir kac notu da sizlere sunmak isterim:

* İbn-i Sina der ki "hastalik, bir ogunu sindirmeden ikinciyi yemektir"

* Bir Fransiz atasozune gore "insanlar mezarlarini disleriyle kazar"

* Oruc, asagi yukari her ogunde vardir. Inanislar degisse de, onlari temsil eden peygamberlerin bazilari gunden 1 ogun yer, bazilari 1 gun yer 1 gun yemez, bazilari da yilin belli gunlerinde ardarda oruc tutar, kalan gunlerde yerdi. Bu durum, cogu inanista oruc'un ve yemegi kisitlamanin uygulanisini gostermektedir.

* Gunumuzde sadece dini anlamda degil, saglik bulmak icin de oruc kullanilmaktadir. Bunun adi "intermittent fasting" yani "fasilali oruc"tur. Bu oruc, yukarida bahsettigim gibi gunun sadece belli zamanlarinda bir veya 2 defa yenmesi prensibine dayalidir.

* Bir Turk atasozune gore "cok yeme agaci" diken adam, "hastalik" meyvesi toplar.

* Son zamanlarda yapilan arastirmalarda, karnımızın da ayni beynimiz gibi dusunme ve duygularimiz uzerinde etkili oldugu saptanmistir. Hatta ve hatta, normalde beyinden diger organlara tek yonlu olan iletisim seklinin, sadece karnimizda iki yonlu oldugu; yani beynimizden karnimiza emir gittigi gibi karnimizdan da beynimize akis saglandigi saptanmistir. Midemize "ikinci beyin" unvanini kazandiran bu cok onemli bulguya gore, yedigimiz ictigimiz seyler, midemiz uzerinden beynimize direkt etki etmekte, ruh halimiz uzerinde önemli degisikliklere sebep olmaktadir. 

* Yukaridaki bulguyu tamamlayici unsur olarak, acligin zihni berraklastirdigi, dusunme kapasitesini actigi saptanmistir. Bazi sanatkarlarin ve dusunurlerin, eser yaratma suresinde aclik cekerek zihinlerini daha iyi calismaya sevk ettigi bilinmektedir. Bu durumun aciklamasi ise soyledir: yemek yedigimiz zaman kan akisi mideye hucum etmektedir. Oysa yemek yenmedigi zaman vucut, enerjisini diger isleri tamamlamaya yoneltir. Bu da zihnin daha iyi calismasini saglar. 

* Son olarak, "3. göz" veya ruhsal mertebelere ulasma, dinlerin cogunda rituel olaran, sabahtan az evvel, karanlikta ibadet etme olgusu; midenin en bos anina denk gelmektedir. Mide bombos iken zihnin ruhani olaylara daha acik oldugu kabul edilir. Budizmde de, Hristiyanlikta da, Islamiyette de sabah ibadeti vardir ve bu, gun agarmadan evvel, karanlikta ve tum ogunlerden once baslar.

* Son dedim ama bir de Hristiyanliktan bir söz: "Mide doluyken kalp bostur, kalp doluyken mide bostur". Burada kalp ile kastedilenin maneviyat oldugu cok acik.

Tum bu notlarin isiginda denilebilir ki, 2 veya 1 ogun yemek, eski caglardan beri gerek saglik gerekse dini acidan cok onem atfedilen bir durum. Bugunun modern dunyasinda ve "arz" fazlaliginda tuketimi koruklemek acisindan cok yemek ovulse de, son arastirmalar ve bulgular isiginda eski anlamini tekrar kazanmaya baslamis gorunmekte.

Dilerim Bulent Bey ve bizler gibi sorgulayan, zihni acik insanlar oldugu muddetce de bu konu arastirilmaya, yeni bulgular paylasilmaya devam edecek.

Saygi ve sevgilerimle,


Gulsah Tahirovic

21 Mayıs 2015 Perşembe

zor insanlarla bas etme

Sınıfınızda sorun çıkaran çocuk mu var 
kendi çocuğunuza :zor insanlarla bas etme tekniklerini öğretebilirsiniz

o yaramaza da PDR tarafından empati" calismasi
  yaptırılmalı

İNATÇI ÇOCUKLARLA BAŞ ETMENİN YOLLARI!

Çocuklarda inatlaşma genellikle 2 yaşında başlıyor. İşte aileleri zorlayan bu sorun için inatçı çocuklarla baş etmenin yolları…

yaşına doğru çocuğumuz yürüme ve konuşmanın da başlamasıyla bebekliğindeki edilgen ve bağımlı durumundan çıkar ve özerkleşmeye başlar. Bu dönemle sınırlarını keşfetmeye başlayan çocuk neleri yapıp neleri yapamayacağını görmek ve adeta varlığını kanıtlamak ister. Anne-baba ile inatlaşma da bu varoluş çabasının bir parçasıdır aslında. Bu sağlıklı bir tepkidir ancak anne-baba çocuğa karşı tutarsız yaklaşır, bazen aşırı ve gereksiz inatlaşmalara girerken bazen de çocuğun inatlaştığı konudan karlı çıkmasını sağlıyorsa bu durum gitgide çocukta bir alışkanlık haline dönüşebilir. Bu yaklaşım sonucunda çocuk inatlaşma ve davranış problemleri ile isteklerini elde etmeyi öğrenmiş olur. Dolayısıyla inatlaşma sadece 2 yaş civarında daha ileri yaşlara kadar devam eden kalıcı bir duruma dönüşebilir.

İnatçı çocuklarla baş etmenin yolları

Ses tonu ve beden dili: Yüksek ses tonu ve öfkeli yüz ifadesi yerine sakin, kendine güvenen bir ifadeyle isteklerinizi belirtin. Kolay değil biliyorum ama imkansız da değil.

Tutarlı yaklaşım ve kararlılık: İstediği şeyi neden yapamayacağını basit bir dille ve sakince açıklayın. Açıklamalara rağmen inatlaşmaya devam ederse tepki vermeyin, oyun çağı veya daha küçük çocuklarda dikkatini dağıtacak başka yerlere yönlendirin. İnatlaşmaya devam edebilir ancak siz ondan daha kararlı olun ve asla ‘hayır’ dediğiniz bir şeye sonradan ‘evet’ demeyin, aksi takdirde inatlaşma ve davranış problemlerinin kalıcı olmasını sağlarsınız. Bu arada bu tutarlı tavır sadece sizde değil; eşiniz de, çocuğa bakan kişi de ve ilgilenen herkeste olmalı .

Ne yapmaması gerektiği değil, ne yapmasını istediğinizi söyleyin: Beynimiz çağrışımla çalışır, bir çocuğa ‘bağırma’ dediğinizde aslında ona çağrıştırdığınız ilk şey kelimenin köküdür, yani ‘bağır.’ Çocuklarla kurduğumuz iletişimde onlara –me,-ma eki almış olumsuz kalıpları söylemektense aynı ana fikre gelen olumlu kalıpları tercih edelim. Örneğin; yüksek sesle konuşan çocuğunuza bağırma demek yerine ‘alçak sesle konuştuğun zaman seni daha iyi anlıyorum’ demek ya da duvarları boyayan çocuğunuza boyama demek yerine, ‘kağıdı boyayabilirsin’ demek gibi.

Her gün kaliteli vakit: Onun sizin sevginize, ona vakit ayırmanıza ihtiyacı var. Bunu bulamazsa daha hırçın ve inatçı bir hale gelecektir. Her gün en az 45 dakika - 1 saat gibi bir süreyi çocuğunuza ayırın. Çocuğunuz oyun çağında ise her akşam bir oyun saati belirleyin ve bunu ona açıklayın. Oyun saatinizde onun istediği ve keyif alabileceği, karşılıklı iletişim ve etkileşim gerektiren oyunlar oynayın. Önemli olan bunu her akşam düzenli bir biçimde yapmak. Bunu yaptığınızda çocuğunuza verdiğiniz mesaj şudur: “Seni seviyorum ve sana değer veriyorum, sen bunu hak ediyorsun.” Bu mesajı alan çocuğunuzun kısa bir süre sonra hırçınlığı azalacak, öz güveni artacak ve daha uyumlu hale gelecektir. Deneyin, kısa sürede değişime inanamayacak ve pişman olmayacaksınız!

Alternatifler sunun: Ona isteklerinizi direkt olarak söylerseniz muhtemelen hayır cevabıyla ve dirençle karşılaşacaksınız. Bunun yerine isteklerinizi ona alternatifli biçimde sunun, seçenekleri siz belirleyin ama seçim ona kalsın. Örneğin, “Boyama yapmak ister misin?” yerine , “kırmızıyla mı yoksa maviyle mi boyayalım?” dediğinizde direnç riskinin daha düşük olduğunu göreceksiniz.
Bu önerileri tutarlılık ve kararlılıkla uygulamaya ilk başladığınızda, çocuğunuz inatlaşma şiddetini arttırabilir, bu çok normaldir. Bu dönemde pes etmez ve sabırla devam ederseniz kısa bir süre sonra inatlaşmaların azaldığını göreceksiniz.


Psikolog Özlem Tokgöz Özsoylar 

cambridge movers practice test

googleye cambridge movers practice test  yazın bir sürü test çıkacak..


Öğrencilerin girecegi Cambridge sınavları çoğunlukla  okul tarafından belirlenir. Starters, Movers,Flyers genelde ilkokul 4.sınıfa kadar yapılan sınavlardır. Öğrencinin temel düzeydeki bilgilerini ölçer.Okuma-anlama,yazma ve konuşma becerilerini ölçmeyi amaçlar.Puanlama yoktur  (geçti -kaldı ).Her bölüm 5 Arma ile derecelendirilir.Herhangi bir bölümde 2 ve daha az Arma varsa sınava tekrar girmesini önerirler. 
Ket ve Pet bir üst grup sınavlardır. Çoğu özel okul 8.sinif sonunda Pet sertifikasını almanızı hedefler.B1-2 seviyesinde olduğunuzu belgeler.Yani orta ve üstü anlamına gelir. Bu sınavlarda geçme kalma durumu vardır. Yine okuma anlama,yazma ve konuşma becerileri ölçülür.Yurtdısında liseye başlayabilmesi  için pet sertifikanızın olması avantajdır. (Üniversite için daha üst grup sınavları geçmek gerekli)


Bu sınavlara okulunuz  toplu olarak ya da siz bireysel başvuru yapabilirsiniz. 

Starters,
Movers,
Flyers 

LEGOLAND® Discovery Centre İstanbul 12 Yetenekli Çocuk Arıyor

LEGOLAND® Discovery Centre İstanbul
12 Yetenekli Çocuk Arıyor
LEGO® markasını seviyorsan ve Master Builder olmak için gerekenlere sahip olduğunu düşünüyorsan, LEGOLAND® Discovery Centre İstanbul seni bekliyor! 2015 yılı boyunca Master Model Builder ile birlikte çalışacak 5-10 yaş aralığındaki 12 yetenekli ve yaratıcı LEGO hayranı şanslı çocuktan biri sen olabilirsin.
Bu yaz açılışı Forum İstanbul Alışveriş Merkezi’nde gerçekleşecek LEGOLAND Discovery Centre İstanbul’da harika bir yıl geçirmek ve 2015 yılı boyunca Master Model Builder ile birlikte çalışacak 12 yetenekli ve yaratıcı LEGO hayranından biri olmak şimdi hiç de zor değil.
Yaratıcı ekibin bir parçası olarak görev yapacak çocuklar, LEGOLAND Discovery Centre İstanbul’un çalışma alanlarına özel giriş izni alacaklar. Peki bu 12 şanslı çocuğun sorumlulukları ne olacak? LEGOLAND Discovery Centre İstanbul’da görev yapacak çocuklar, yeni modelleri etkinlikler için tasarlayayıp test edecekler ve yorumlarını arkadaşlarıyla paylaşabilecekler. Master Model Builder ile birlikte çalışacak çocukları bekleyen bir de müthiş bir fırsat var. Kız ve erkeklerden oluşan ve bir yıl boyunca bu eğlenceli görevi üstlenecek 12 çocuk 4D sinema’da gösterime girecek filmleri herkesten önce görebişlecekler ve oyun alanlarını yaşıtları adına ilk defa deneyimleyebilecekler. Bu iş aynı zamanda son derece prestijli. Eğer seçilen çocuklardan biri sen olursan yıllık üyelik hakkı kazanacaksın ve bir yıl boyunca ailenle birlikte LEGOLAND Discovery Centre İstanbul’a ücretsiz giriş imkanın olacak.Yıllık üyelik sahiplerine sunulan pek çok avantajdan yararlanacaksın. LEGO Mağazası’nda, cafe alanınde ve doğum günü parti odalarında özel indirim avantajın olacak. Ürün tanıtım lansmanlarında ve etkinliklerde VIP geçiş hakkın olacak ve özel tasarlanmış yaratıcı ekip tişörtünle son derece havalı görüneceksin.
12 Şanslı Çocuktan Bir Olmak İçin Nasıl Başvuru Yapmalı?
Yarışmaya katılmak için yapmanız gereken şey LEGOLAND Discovery Centre İstanbul’un resmi Facebook hesabı (https://www.facebook.com/LEGOLANDDiscoveryCenterIstanbul?fref=ts) adresinde 1 Haziran 2015 tarihine kadar başvurmak. Çocuklarınızın LEGO oyuncakları ile oynarken çektiğiniz videolarını öncelikle kendi Facebook, Youtube ya da Instagram hesaplarınızın herhangi biri üzerinden paylaştıktan sonra video linkini yorum olarak paylaşılan yarışma içeriğinin altına göndermeniz yeterli olacak. Daha sonra yorum olarak paylaşılan videolar arasında en fazla beğeni (like) alan ilk 25 videonun içinden jüri tarafından seçilecek ilk 12 video sahibinin çocuğu markanın elçisi olmak ile birlikte yarışma ödülünü de kazanacaklar. Kazanan talihli 5 Haziran tarihinde yine resmi Facebook sayfası üzerinden duyurulacak.
Haydi çocuklar ne duruyorsunuz? Heyecan başladı.
www.legolanddiscoverycentre.com/istanbul

www.facebook.com/legolanddiscoverycenteristanbul

yüzme havuzumuz açılmış

Hiç bu kadar mutlu olamazdım.. oğlumun okulunun yüzme havuzu açılmış...ama okulumuz da ayrıca dışarıdan bir takım spor salonunda çalışma yapıyırmuş... Özel okullarda da oluyor bu iş.. yani çocuğu özel okula verdim 2 dil öğrenecek hem yüzecek hem basket yapacak hem bir enstrüman çalacak...yalan ...yok böyle bişey... varsa öyle okul söyleyin bana ...ne zormuş arkadaş çocuğunu bir spor dalında yetiştirebilmek bu memleketde...


4 Mart 2015 Çarşamba

ÇOCUKLARA MEKTUP......

19 Mart 2007, Pazartesi  16:01
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), internet sitesinde Prof. Dr. Ferhunde Öktem'in çocuk ve ebeveynlere sihir konulu diziler ve haber bültenlerinin etkilerine ilişkin uyarılarda bulunduğu mektuplarına yer verdi.
işte o mektup:
Sevgili Yavrum,

Dün akşam babanın kucağında televizyonda haberleri izlerken yaşadıkların konusunda senden özür dilemek için bunları yazıyorum. Dayın ve ben küçükken, anneannen ve deden radyodan büyük bir merakla, o zamanki adı ile “ajans”ı, haber bültenlerini dinlerlerdi, hiç kaçırmazlardı. Çünkü, radyomuz bizim dış dünyayı anlamamıza, yaşamı algılamamıza yardımcı olurdu. Uzakları yakın eder, bilinmezi bilinir kılardı. Duyduğumuz haberlere göre yolumuzu belirler, biliyor olmaktan güven duyardık. Bu yüzden haberlerin saatlerine çok saygı duyardık, sessizleşir ve radyoya yaklaşırdık. Bazı haberleri anlamazdık kuşkusuz. Ama anne ve babalarımızın gösterdiği önem ve saygı bizim de aynı duyguları duyumsamamıza neden olurdu..

Bu önemsenen yaşantıyı en sevdiklerimizle paylaşıyor olmak değişik bir gurur duymamıza da yol açardı. Hala haberlere kıyamayışımın nedeni bundandır. “Kumanda elinizde, izlemeyin.” diyenlerle uğraşmam doğru haber alma hakkımıza olan inancımdandır.

Televizyon yaşantımıza girdiği zaman haberler yine önemliydi. Önceleri tek kanal olan televizyonlarımız pek çok kanala kavuştu... Pek çok evde babalar haberleri en az 3-4 haber kanalından izlemek gibi bir alışkanlık edindiler. Başlangıçta bu tutum evin erkeğinin tembelliğine bağlandı. Oysa şimdi daha doğru yoruma ulaşmak için yapılması gereken bir etkinlik olarak görülmekte. Çünkü pek çok kanal için haberin doğru ve tarafsız verilmesi değil, kendi düşüncesine hizmet etmesi önem kazandı. Geçtiğimiz günlerde bazı kanalların aynı tarihteki anahaber saatindeki sunularını alıp yazıya döktüm. Bunları isimsiz bir şekilde asistan ve bilim uzmanı öğrencilerime verdim. Neredeyse hiç hatasız bir biçimde hangi kanalın haberleri olduğu tahmin edildi. Haberlerin ne denli yanlı verilebileceğini görmek beni çok üzdü. Çünkü yanlı bilgi, bizi kendi beklentileri doğrultusunda yönlendirmek demektir. Çünkü böyle bir tutum haber hazırlayanların, yaptıkları işin felsefesine ve saygınlığına inanmadıklarının bir göstergesi demektir.

Canım Yavrum,
Çocukların yer aldığı bütün görüntü ve haberlerin çok daha dikkat çektiğini farkeden bazı kanal yönetcilerinin sizleri kullanıyor olmaları onlara karşı olan saygımızda büyük azalmalara yol açmaktadır. Sizin yoksulluk ve olumsuzluklar içindeki arkadaşlarınızı, o durumlarda korumasız bir biçimde görmenin nasıl örseleyeceğini b iliyorum. Bazı büyükler bu tür görüntülerin sizler tarafından izlenmesi gerektiğini, böylelikle yaşamı daha gerçekçi tanıyabileceğinizi savunmaktadır. Buna katılmam pek çok yönden olanaksızdır. Çünkü. bunları siz değil, büyükler görmelidir, sizin izlemediğiniz saatlerde yayınlanmalıdır... Çünkü çözümü onlar getirmek zorundadır. İnsanları umarsızlıktan kurtaran en önemli yol, çözüme yönelik bir şeyler yapması ya da yapabilecek yetkinlikte olmalarıdır. Oysa siz henüz bu yetkinlikte değilsiniz. Ve bunları tekrar tekrar izlediğinizde güçlü görmek isteyeceğiniz büyüklerinize olan güveninizi de yitirebilmektesinİz. Bu tür haberler, sızlanacak, duygu sömürüsü yapacak biçimde değil, sahip çıkacak, çözüm arayacak biçimde verilmelidir.

Sevgili Çocuğum,

Bu hafta sonu babanla televizyon kanallarının haberlerini yazıp içeriklerine göre de değerlendirdik. Sonuç bizi bile şaşırttı: Değerlendirdiğimiz 6 kanalın tüm haberleri içinde sadece 1 tek iyi haber olduğunu gördük. Ah Sevgili Yavrum. Dünya televizyonlarda sunulduğu kadar kötü bir yer değildir. Çok güzel insanlar, çok saygılı sıcacık ilişkiler, çok yaratıcı ve sağlıklı çözümler, gelişmeler vardır. Şaşıracaksın belki ama aslında bunlar çoğunluktadır. Ama televizyonlarda gösterilmemektedir. Sürekli olumsuz haberler izlemek insanlarda umarsızlık, duyarsızlık, çökkünlük duyguları yaratmaktadır. Toplumun giderek bu özellikleri kazandığını görmek benim gibi pek çok büyüğünü üzmektedir.

Çocukların küçükken anne ve babalarını örnek alıp, onlara benzeme çabaları bizleri çok keyiflendirir biliyorsun. Büyüdükçe özdeşimin başkalarına kaydığını farketmek gelişiminin varlığını görmek açısından keyif, tahtımızın sallandığını hatırlatması açısından burukluk yaratır. Televizyon kahramanları da önemli özdeşim kaynaklarıdır. Haberlerin, özdeşim olgusuna sağlıklı doyum sağlayacak örneklerden yoksun olduğu görülmektedir. Tam tersi olumsuz örnek oluşturacak kişiler ve durumlar sunulmaktadır (Karne notu değiştirenler, dama çıkanlar, kavga çıkararak dikkat çekenler, emek vermeden kazananlar gibi). Sizin kadar, belki de sizden bile çok erişkinler de televizyon kahramanları ile özdeşim yapabilmektedirler. Geçtiğimiz günlerde ölen bir dizi kahramanı adına cenaze namazı kılınıp, hutbe okutulması, gazetelere ölüm ilanlarının verilmesi hepimizi çok şaşırtmış ve üzmüştü. Son zamanlarda bazı kanalların haberlerinde dizi kahramanlarının, yani sanal kahramanların oyun içindeki kişiliklerinin üzerinden haber yapıldığı görülmektedir.

Bu durum çocuklar ve gençler için son derece zararlıdır... Bazı kanallar, haberleri ileri boyutlarda magazinleştirerek ya da ağırlıklı olarak magazin haberlerini vermektedir. Kitle iletişim araçlarının toplumu biçimlendirme özellikleri olduğu çok açıktır. Bunları izleyen gençler ve erişkinler “haber” alma haklarını sadece magazin haberleri ile gerçekleştirdikleri takdirde dünyaya bakışları kısır, yanlı ve yüzeysel olacaktır.


Sevgili Yavrum,
Babanın öğretmenine “Çocuğumun sanat derslerini hiç ihmal etmeyin.” demesinden ne denli mutlu olduğumu seninle paylaşmıştım. Akılcı ve duyarlı bir biçimde işlenen sanat dersleri, eşduyum yeteneğinizi, soyutlama ve üst düzey düşünme becerilerimizi geliştirir. Oysa, haber saatlerinde sanat ve bilimle ilgili haberler neredeyse yok gibidir. Sağlık ve bilimle ilgiliymiş gibi görünen haberler ise yeterince akılcı ve doğru biçimde ele alınmamaktadır. Sağlık haberleri verilirken, haberin doğruluğu kontrol edilmeden, sonuçlarının nerelere varacağı düşünülmediğinden, nasıl olumsuz sonuçlarla karşılaşıldı bilemezsin. Hala haberlerin doğru ve dürüst bir biçimde verildiğine olan inanç, ülke koşulları ile de birleşince insanların tedavileri yarım kaldı, gözboyayan kişiler yüceltilerek sahte tedavi yöntemleri sunuldu. Onlar paralar kazandılar ama insanlar zaman mal varlıkları ve en önemlisi sağlıklarını yitirdiler.

Ailecek yapmaktan ve izlemekten en çok hoşlandığımız şeylerden biri spor biliyorsun. Sana belli etmesem de seni spor çalışmalarına katılmaya, gösterilerini izlemeye gönderirken çok korkar oldum. Spor haberlerinin televizyonlarda bile verilişleri şiddet ve ayrımcılığı körükleyici biçimdedir. Olumlu, saygılı, paylaşımcı, geliştirici spor etkinliklerinin sunumu sessizce diğer haberlerin arasına sıkışıp kalmakta, kaybolmaktadır. Sevgili çocuğum, güzel şeylere hakettikleri coşkuyu kazandırmak zor birşey değildir. Program yapanların farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaları, daha çok emek vermeleri, yaptıkları işe daha çok saygı duymaları bu işi çok kısa sürede çözümleyebilecektir.


Sevgili Çocuğum,

Özellikle gelişim döneminde olan sizler için, aldığınız bilgilerin size yeni ufuklar açması, sizi düşünmeye, araştırmaya ve paylaşıma yönlendirmesi istenir. Korkutucu, güveninizi yitirtici, umarsızlığa iten bilgi ve görüntülerden çocukların korunması gerekir. Bunun önemini bilen ülkelerin büyükleri çocuklarını bu zararlı etkilerden korumak için koşullar oluşturmuştur. Çocukları korumak adına korumalı saatler ve yayın kuralları vardır. Bizim sevgili ülkemizde henüz bunun önemi tam anlaşılmadığı için senin arkadaşların zamanlarının büyük bir kısmını edilgen bir biçimde televizyon karşısında geçirmekte ve zararlı içerikleri adeta içerek benimsemektedir. Yayın kurallarının belirlenip, düzenlenmesi için yeterli bilinç ve emek ne yazık ki henüz oluşmamıştır.

Çocukların haberleri algılayış biçimleri üzerinde yapılan bir çalışma( (Nurdoğan Rigel. Haber. Çocuk ve Şiddet), nasıl bir yolda olduğumuzu çarpıcı bir biçimde göstermektedir. Bu çalışmanın yapıldığı tarihlerde haberlerin verilişinin daha iyi düzeylerde olduğunu gözönüne alırsak durumun daha da sorunlu olduğunu anlayabiliriz. Bu çalışmada 5-7 yaşındaki çocuklara “Haber denince aklınıza ne geliyor?” diye sorulmuş. Çocukların %39’u savaş, ölüm, kavga, kaza gibi olumsuzluk içeren yanıtlar vermiş. %46’ı yansız, programa yönelik isim ve görüş aktarmışlar. Haberlere ilişkin olumlu tanımlamada bulunan çocuk oranı sadece %4 bulunmuş. “Haberlerden alınan güzel ileti nedir?” sorusuna çocukların %21’i “güzel ileti yok” derken, %6’sı kaza ve kavgayı seçmiş, sadece %6’sı “barış” yanıtını vermiştir. Keşke çoğu barış ve sevgi diyebilseydi.

Çocukların haberlerde suçlu olarak gösterilmesi aslında bizim ayıbımızdır."Tinerci çocuk'', "kapkaççı çocuk'' diye etiketlendirdiğimiz çocuklarla görüşmeler yaparken de, fotoğraflarını çekerken de haklarını ihlal ediyor, onlara zarar veriyoruz. Şiddet görmüş ya da istismara uğramış çocuğun dünyasını, "nasıl oldu anlat'' diyerek bir kez daha karartıyoruz. Görülmemesi istenen görüntülerin gizlenmesi ve mozaiklenmesinin amaca uygun biçimde yapılmadığı senin de dikkatini çekmektedir. Çoğu zaman kasıtlı olduğu izlenimi yaratan kaymalar kaçınılması gereken görüntüyü daha dikkat çekici kılmaktadır.

Bazı haber sunucuları keşke senin bu yaşta yapabildiğin eleştirileri duyabilseler.. O zaman daha yalın, daha inandırıcı, daha tarafsız ve saygılı olurlar. Konuklarını kendi üstünlüklerini kanıtlayıcı birer araç olarak görmekten vazgeçerler.

Sevgili Çocuğum,

İşini çok daha saygılı ve özenli yapan haber kanalları var kuşkusuz. Biliyorsun biz de onları seçiyoruz. Ancak bizler doğruyu seçebilmek için çok uğraşıyoruz, emek veriyoruz. Aldığımız eğitim ve görevimiz bize bu yolda yardımcı oluyor. Bu emeği veremeyen ya da olumsuzlukların farkında olmayan aileler ve çocuklar için de çaba göstermek zorundayız. Kanallarından stadlarına, otobüslerinden okullarına kadar saygı, sevgi, hoşgörü ve hakçalığın olduğu bir yaşam hepimizin hakkı, bunu sağlamak ise hepimizin sorumluluğudur.

Sevgili Yavrum,
Bu mektubu sana yazdım ama vermekten vazgeçtim. Okuduğum zaman ortaya çıkan tablodan çok utandım. Sana ve arkadaşlarına böyle bir ortam sunmaktan ötürü özür dilerim. Bunları seninle şimdi paylaşıp, umarsız ve çökkün, büyüklerine karşı güvensiz olmanı istemiyorum. Bu mektubu saklayacağım. Koşulları düzeltmek için daha çok çalışacağım. Sahip çıkıp emek verildiğinde, duyarlı ve çaba gösteren erişkinler olduğumuzda, pek çok şeyi değiştirebildiğimizi gördüğümde, sizlerin güvenini yeniden hakettiğimizde birlikte okuyacağız. Ve birbirimizle gurur duyacağız.

Çocuklarına bunları söyleyen ve söylemek isteyen büyükler adına,

Ferhunde Öktem
Klinik Psikolog Prof. Dr. /Hacettepe Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD.

teşekkürler 
http://fasulyeningunlugu.blogspot.com.tr/2009/01/prof-dr-ferhunde-ktemden-ocuklara.html

3 Mart 2015 Salı

saç saç saç.....

Kızmın saç diplerinde ara ara yoğun kepeklenme vardı . Doktorumuz  SALICADE önerdi.İlk başta almak istemedim ardıç katranı varmış içinde yoğun olur göz yakar diye.. Başka bir doktor daha  tavsiye edince aldık ve dün yıkadım. Bu babamızın daha önce aldığı Çam yağına benziyordu kokusu..Not:bu çam yağı kelliğe çare değil yanlış reklam diye toplatılmış....Farmasi ninde sarımsaklı şampuanı var ama sarımsak kokmuyor...

not:hiç bir ürün tavsiye değildir. bilginize...

ve sorun çözüldü:...

şu an fermasi herbal line şampuan ve nemlendiren maske kullanıyorum  kızıma

sanırım kızımın cildi bayaa  kuru

2 Mart 2015 Pazartesi

Yaşlılık 120 yaşında başlar

Öncelikle maşallah demek lazım





bu kitabı
http://www.kitapyurdu.com/kitap/90lik-delikanli-yogi-kazim/358940.html

bu da röportajı
http://www.sabah.com.tr/yasam/2012/04/04/yaslilik-120-yasinda-baslar?paging=4

Peygamberimizin sofrası

Peygamberimiz ne yerdi ne içerdi ...ne kadar güzel bilgiler bunlar ve şifalı...sevgili saygıdeğer Ömür Akkor bloğunda bahsetmiş.

HERİSE

250 gr haşlanmış buğday
250 gr haşlanmış kuzu kuşbaşı
100 gr tereyağ
1 tatlı kaşığı tane kimyon
kaya tuzu

Buğday ve eti beraber 1 saat  tuzuda ekleyerek döverek pişirin. Yemeği büyük bir servis tabağına alın ve ortasına bir çukur açın.
Tereyağını yakıp kimyonla beraber yemeğin ortasına koyup servis edin.



bizim keşkeğe benzettim.Kimyonu bu kadar yoğun kullandığını hiç bilmiyordum ..



http://m-omurakkor.blogspot.com.tr/2014/06/hz-peygaberin-sav-sofrasndan_27.html?showComment=1425306682506#c4381793214470854081

26 Şubat 2015 Perşembe

Anne idare etme sanatı

süper bi yazı :)


Genç yazarımız Elif Cebenoyan 10 yaşındadır. Yazıları kimse tarafından (ailesi yahut editörlerimiz dahil) ellenmemiştir. Bırakın kurguya müdahaleyi, virgül dahi eklenmemiş; bir tek “-de”, “-ki” bağlacı ayrılmamıştır.
Annenizin sizi kontrol etmesine izin vermeyin, siz onu yönetin!
Sevdiğiniz bir arkadaşınızın evinde olduğunuzu hayal edin. Beraber çok eğleniyorsunuz. Saatin kaç olduğu umurunuzda olmadan aklınıza gelen bütün oyunları oynuyorsunuz. Tam bir oyunun en heyecanlı yerindeyken anneniz kapıda görünüyor ve tüm dünyanızı yerle bir eden o cümleyi söylüyor:
-Hadi tatlım, kalkıyoruz.
Bu hepinizin başına gelmiştir. Böyle durumlarda arkadaşınızda geçireceğiniz süreyi uzatmak için yapmanız ve yapmamanız gerekenleri aşağıda bulabilirsiniz:
Yapın:

1) Yüksek sesle ve bolca kahkaha atın. Anneniz sizin eğlendiğinizi görünce acıyıp kalmanıza izin verecektir.
-Lütfen anne, daha oyunun başındayız. Bu tur bitsin söz kalkacağız, diyin.
1) Annelerin gözüne görünmeyin. Sizi görürlerse kalkmaları gerektiğini hatırlarlar.

2) Arkadaşınız sizi çağırdığında ona davet etmesi için başka kişiler de önerin. Ne kadar çok anne olursa anlatacak o kadar çok şey olur ve sohbete dalmaları kolaylaşır.
3) Annenizin geldiğini duyarsanız hemenTabu, Monopoly gibi bir oyunun başına kurulup :
4) Her annenin bir konuşma limiti vardır. Örneğin 3 saat. Bu süre dolunca annenin aklına kalkmanız gerektiği, acelenizin olduğu gibi saçma şeyler gelir. Bunu engellemek için annenizin sizi arkadaşınıza bırakıp sonra almasını sağlayın. Sizi almak için geldiğinde konuşma limiti dolmamış olur ve onlar konuşurken siz oynayabilirsiniz.
Yapmayın:
2) Asla annenizin önünde televizyon, bilgisayar, PlayStation gibi şeylerle uğraşmayın. Bunu tek başınıza da yaparsınız diyip gitmeye kalkarlar.
3) Son 10 dakika gibi bir şey söylenirse itiraz etmeyin. Anneler için konuşulacak konu olduğu sürece 10 dakika bir saate dönüşebilir.
4) Sakın gideceğiniz zaman en şımarık ve ağlamaklı sesinizle”noooooluuuuur” demeyin veya annenize küsmeyin. Bu işe yaramanın aksine durumu beterleştirir.
NOT: ‘Yapmayın’ bölümünün son şıkkı  anneye göre değişebilir.



daha fazlası için :


http://www.aksam.com.tr/kitap/elif-cebenoyan-agacin-tepesinde-okuyup-aksam-kitapa-yazdi-carpik-ev--110346h/haber-110346

25 Şubat 2015 Çarşamba

Endokrin muayenesi

çocukların belirli sürelerde endkrin muayenesinden geçirilmesi gerekiyormuş.Bizde GATA da yaptırdık... 2005 li oğlumda insülin direnci yüksek çıktı ..ilaca başladık...Endokrin muayenesinde kemik ölçümleride yapılıyor ayrıca...Erken ergenlik vb de bu muayenede anlaşılıyor.


Erken ergenlik olabilirmi diye kontrole geldik dedim doktor bey:erkenimi kalmış girmiş ergenliğe bu yaşta  dedi:)

Bilim Çocuk ve Meraklı Minik

1 yıllık aboneliklere  kargo bedava ve kitap hediyesi varmış...



                                                                 http://esatis.tubitak.gov.tr/

Özel Okulmu Devlet Okulumu???

Kesinlikle bütçe önemli:)

özele gönderip zorla taksit ödeyeceksen çocuğunu haftasonu biyerlere götüremiyeceksen  akşam evinde temeli maddiyat olan kavgalar olacağına devlet okuluna göndermek daha  iyi)))


E hangi özel okula göndereceğim??

en iyi okul sizin görüşlerinize en yakın okuldur:)))Öncelikle sizin kültürünüzle okulunuzun kültürü uymalı birbirine...


Özel okula verince herşey tamammı?
her akşam o gün yaptıklarını kontrol etmeli taabi okuldaki dolabında bırakıp gelmiyorsa:))

akşam 7 de gelen çocuğa oturda çalış demek zaten zalimlik oluyor.özel okula gidiyor diye ressam balerin futbolcu olacak diye bişey yok....dışardan bi klübe vermek gerekiyor.. yapan özel okul varsa bravo:)

Çalışan anne için güvenlik servis yemek ödev yapılsın isteniyorsa  devlet+iyi bir etüd   imkan varsa tabiki özel okul tartışmasız.....

Ankara'da etkinlik

Ankara'da ilköğretim için etkinlik dedinizmi http://www.ankaraetkinlik.com/  gelir akla. Sevgili Ayşegül Aygün ün sitesi...Birebir gider bütün yazdıklarına ...iyiki varsın güzel anne:)

20 Şubat 2015 Cuma

19 Şubat 2015 Perşembe

Çocuklar için Jimnastik

çocuk 2 yaşındayken önce jimnastiğe gitsin başlama yaşıda 3-4 derler ...Kazım Karabekirde güzel bir yer açılmış 

http://olimpikakademi.com.tr/


Alerjik olmayan ürünler

Farmasi ile kızım Zeynep'in saç derisindeki pullanmalar sorunu ile tanıştık. ve çok memnun kaldım


http://www.farmasiint.com/default.aspx


üyelik sistemide varmış... alt kadroma ekleyebilirim


Aldığım ve denediğim ürünlerden fırsat buldukça yazacağım ...Öncelikla HAmmam... beni bu ürünlerle tanıştıran mucize:)
 Farmasi Hammam Damask Rose Serisi 6 üründen oluşuyor:
Hammam Damask Rose Şampuan, Hammam Damask Rose El Kremi, Hammam Damask Rose Duş Jeli, Hammam Damask Rose El Yıkama Jeli, Hammam Damask Rose Vücut Spreyi, Hammam Damask Rose El ve Vücut Losyonu.


ben vucut jeli ve şampuanını kullandım .... çok beğendim ...

Çocuklarla Kış Kampı

Yetenekeli bir çocuğunuz var. Hatta üstün zekalı bir çocuğunuz var düşünün ...Ne kadar güzel değilmi. (Benimki tanılanmış değil ama bence o bir süperman:))))
Ama inanın hiçbir resmi yada özel kurum demiyorki :OOOO süper üstün yetenekli çocuğunuz var , gelin benim okulumda okusun para istemiyorum ilerde memlekete hayırlı bir vatandaş yetiştirelim ........yada..beyin avcıları çıkıpta 'çocuğunuzun eğitimi yönlendirmesi herşeyi artık bize ait...ta ta ta...''

para bulup denkleştirip rica minnet o zeka testini yaptırıyorsunuz ve ne??? herşey ayağınıza serilmiyor. Anlıyorsunuzki zaten çocuk okutabilmek anne babanın üstün zekasına kalmış:)))

Durum böyle olmakla beraber  çok vahim değil, mesela ÇODAM .. bu işi güzel yapıyorlar.. Ankara'da 2015 şubat yarı tatilinde güzel bir etkinlik yaptılar.


http://www.cocukdanisma.com/images/galeri/41f1f19176d383480afa65d325c06ed0awh3.0371.png

bu etkinlik sonrası oğlum hidroket ve bateri istiyor:)))

Ankara'da kar var ...

Uzun zamandır böyle güzel bir kar yağmamıştı...